‘’ W ‘’ harfinin yan yana yazılmış halini, bir arada bu kadar çok görmemişti insanoğlu ama internet ile onu da gördü. Yazımıza başlamadan önce internetin hem sosyal anlamda hem de ansiklopedik anlamdaki tanımına bir bakalım isterseniz. Ansiklopedik tanım olarak İnternet; dünya üzerindeki mevcut milyonlarca ağın ortak bir protokol çerçevesinde iletişim kurmasını ve birbirleriyle kaynaklarını paylaşmasını sağlayan ağlar arası bir ağdır. Sosyal tanım olarak internet ise; görmeden bakmak, seslenmeden konuşmak, yorulmadan sevmek, daldan dala atlamak, varken yok olabilmek, seçmek seçilmek, dokunmadan koklamadan sevebilmek, hayattan kaçmak, başka bir boyut başka bir alem, bir alemin klavyeye sığmış halidir. İnternet gelişimdir, bilimdir, özgürlüktür. Oyundur, iştir, gezidir, kitaptır, aşktır, bankadır, gazetedir, defterdir, hesap makinesidir, alışveriştir. Ama her şeyden önemlisi ise dürtü kontrol bozukluğu ve psikolojik bir rahatsızlıktır. Artık başka bir çağda yaşıyoruz. Bilgisayar teknolojisi insan hayatına girdiğinden ve internet toplumda yaygınlaştığından beri dünya farklılaştı. İnternet haricindeki diğer teknolojiler de insan hayat ve yaşamını etkilemiştir, ama internet tüm toplumsal yapıyı temelinden değiştirmiştir. Toplumsal yapının temelindeki değişiklikle beraber insan doğası da değişime uğramaktadır. “
Sanalizm nedir?
SANALİZİM “ adını verdiğimiz bir çağ, “ SANALİST ’’ olarak tanımladığımız takipçiler veonların bir yaşam tarzı oluşturmuştur. Sanalizm kendi hastalıklarını da beraberinde yaratmaktadır, bu da İnternet ve bilgisayar bağımlılığıdır. Yaşadığımız bu çağda nereye bakarsanız bakın sanallığın izleri ve mühürlerini görebilirsiniz. Yaşam biçim ve tarzlarını artık internetteki sanal ortam belirlemektedir. Çünkü hayatlarımızın büyük bir bölümü sanal ortamlarda geçmektedir. Örneğin iletişimimiz, eğitimimiz, sanatımız, ilişkilerimiz tamamen sanal hale geldi, dilimiz sanal alemin jargonu ile dolup taşmaktadır. Farklı ve kendine has karakteristiği olan bir dönem yaşamaktayız. Bu yüzden SANALİZM yeni bir çağ olarak düşünebiliriz. Modernizm ve romantizm gibi bir hareket olarak görmemiz gerekmektedir artık. İnsanoğlu olarak artık bu içine girilen Sanalizm çağından kurtulması pek de mümkün gözükmemektedir. Bu çağın farklılıklarını kabul ettiğimiz sürece bu çağ ve neslini anlayabiliriz. Bugünkü yaşantıları geçmiş dönemlere göre kategorize etmeye kalkar isek hem anlayamayız hem de çok büyük bir yanılgıya düşeriz. Geçmiş ile bugünün yaşam biçimlerini sürekli karşılaştırarak, içinden çıkılmaz bir kaosun içine saplanabiliriz. Sanalizm, pandeminin etkisiyle beraber artık her yerde ve bununla birlikte yaşamayı öğrenmek zorundayız.
İnternet Bağımlılığının belirtileri nelerdir?
Bağımlılık kısmına baktığımız zaman ise bağımlılık, bir nesneye, bir varlığa karşı gittikçe artan engellenemeyen istek olarak tanımlanmaktadır. İnternet bağımlılığı ise ruhsal, bedensel ve sosyal zararları görülmesine rağmen internette geçirilen sürenin gittikçe artan bir şekilde artması ve girilemeyen zamanlarda da aşırı huzursuzluk, sinirlilik gibi yoksunluk belirtileri dediğimiz belirtilerin olması durumudur. Çocuklarımızda ise bu durum okul ve aile hayatımızı bozmakta çünkü onların biz yetişkinler gibi kendilerini kontrol etmesi çok daha zordur. Sağlıklı internet kullanımı ise uygun bir zaman diliminde belirli bir amaca ulaşmak için yapılan davranıştır. İnternet kullanımımızın sağlıksız olduğunu nasıl anlarız?
İnternet Bağımlılığının belirtileri nelerdir?
- Aşırı zihinsel uğraş ( sürekli interneti veya oyunu düşünmek)
- Aynı keyfi elde edebilmek için internette harcanan sürenin gittikçe artması.
- Azaltmaya, bırakmaya yönelik başarısız girişimlerin olması.
- Azaltılması, kesilmesi durumunda huzursuzluk, çökkünlük ya da kızgınlık hissedilmesi
- Aşırı kullanımın okul, aile, iş hayatında sorunlar yaratması.
- Eğitim veya kariyer ile ilgili fırsatları tehlikeye atma ya da kaybetme durumu.
- Başkalarına ( aile, arkadaş, terapist) internette kalma süresi ile ilgili yalan söylemek.
- İnterneti problemlerden kaçma veya olumsuz duygulardan uzaklaşmak için kullanmak.
- Günlük en az 6 saat ( iş ve akademik kullanım hariç) zaman geçiriyor olmak ve bu
durumun en az 6 aydır devam ediyor olması.
- İnternet kullanımının kişinin yaşamında ve düşüncelerinde önemli yer tutması.
-Bağlandığında yapacaklarını düşünüp, tasarlaması.
- İnternete bağlandığında duygu durumunun iyiye gitmesi, keyif alması, canlanması hali. İnternet nesli gençliği, günlük hayatını sürdürürken sanal mekanlara sıkça girip çıkan, internet ve onunla ilgili olguların gündelik faaliyetleri arasında önemli bir yere sahip olduğu, sanal dünya gezginleridir. Bu gençlerin sanal ilişkileri artarken, gerçek ilişkilerinin zayıfladığı, giderek gerçekliği kaybetme, toplum dışına itilme ve yalnızlaşma riskiyle karşı karşıya oldukları düşünülmektedir.
İnternet gençliğinin bir özelliği de fazla kitap okumaması
İnternetin getirdiği ve her gün pekişen en önemli olgusu ise küreselleşmedir. İnternet nesli gençliği kendini sanal dünya oyuncusu ve global bir aktör olarak algılamaktadır. Evrensel vatandaş olma hissi, internet nesli gençliğinin algı dünyasında yer etmektedir. Bu gençler, ülke hatta il sınırlarından bile dışarıya çıkmamakla beraber dünyaya açılabilmekte, sınırlar ötesi iletişim ve ilişkiler kurabilmekte, onlarla sanal ortamda ortak bir takım şeyler paylaşabilmektedirler. Çok hızlı şekilde gelişerek yaygınlaşan internet, toplumları ve kültürleri dönüştürmeye devam etmekte; yeni kavram ve olgular üretmektedir. İnternet gençliği, kimlik ve kişiliğini; deneyim kazanmasını, entelektüel birikime ulaşmayı, tutum ve karakter geliştirmeyi, geleceğe hazırlanmayı internetten öğrenmektedir. İnternet gençliğinin sosyalleşmesinde, kişilik ve kimlik kazanmasında, içinde yaşadığı sosyal çevredeki ilişki, etkileşim ve iletişim örüntüleri kadar sanal dünyada kurduğu iletişim ve giriştiği etkileşim de etkili olmaktadır. Bu etkilenme, olumlu yönlerden olabileceği gibi, olumsuz tarzda da gerçekleşebilir. İnternet gençliğinin bir özelliği de fazla kitap okumaması ve sosyokültürel etkinliklere pek rağbet etmemesidir. Bu durumun, genç kitlenin geleceği adına olumsuz sonuçlar doğurup doğurmayacağı tartışma konusudur. Birçok gencin sıradan okullara gitmesine rağmen İngilizceyi internet sayesinde özel okullara giden gençlerden daha iyi öğrendikleri gerçeğini unutmamalı ve bu gençlerin internetten öğrendikleri İngilizce sayesinde üniversitelerde hazırlık sınıfını okumadıkları gözlenmektedir. İnternet sayesinde, üniversiteye daha iyi hazırlandıklarını ve başarı oranlarının arttığını görebiliriz. Bunların yanı sıra üniversiteyi kazanıp da, internette geçirilen zaman yüzünden 4 yıl boyunca 1 inci sınıfı geçemeyen gençlerde söz konusudur.
Okul bir öğrenme ortamından ziyade yarış pistine benzemektedir
Boş zaman etkinlikleri günümüzün en önemli konuları arasındadır. Boş arsaların alışveriş merkezine dönüştüğü ülkemizde, bu tür etkinlikleri gerçekleştirecek alanlar her geçen gün biraz daha azalmaktadır. Okul bir öğrenme ortamından ziyade yarış pistine benzemektedir. Okuldan artan zamanlarını dershanelerde geçiren gençler için internet kolay ulaşılabilir bir eğlence aracı halindedir. Yeterince ufuk ve ideali olmayan, geleceğe dair beklentilerinin karşılanmayacağı endişesi taşıyan, belirli bir gayesi, ideali ve zamanını dolduracak anlamlı bir işi bulunmayan gençler için oyun ve eğlence türünden etkinlikler ağırlık kazanmaktadır.
İnternet bağımlılığına gidişi neler etkiliyor?
- Düşük benlik algısı ve kendi ile ilgili negatif bakış açısı olan çocuklar ve gençler internetle birlikte farklı bir sürece girebiliyorlar.
- Sosyal kaygısı olan gençler internette rol yapabiliyor yüz yüze olmadan bir ilişki kurabiliyorlar.
- Gerçek hayatta yüzleşmesi gereken sorunlardan kaçılabiliyor.
- Benliğine ilişkin negatif düşüncelerinden dolayı kendisini internette saygı duyulan, sevilen, beğenilen, değer gören, önemli ve başarılı (kazandığı oyunlar ve puanlar neticesinde) olarak görebiliyor.
Ergenlik çağındakiler kendilerini yalnız hisstetiklerinde internette bağımlı hale gelebilirler
Ergenlik çağına has problemler ve kuşak çatışması gibi nedenlerle aileyle paylaşacak fazla bir şeyin kalmaması, arkadaşlık kurmada güçlük çekme ve içe kapanıklık gibi sebeplerle kendilerini yalnız hisseden ve bu yalnızlıklarını sosyal hayat içerisinde gidermekte güçlük çeken rahat bir şekilde internette bağımlı hale gelebilirler. Kendisi ve dünya ile ilgili olumsuz düşüncelerinden dolayı tek arkadaşının internet olduğuna inanabiliyorlar ve internet kullanımını sürdürebiliyorlar. Netice olarak bu kısır döngü bu şekilde devam ediyor. Yapılan araştırmalar başka bozuklukların internet bağımlılığına zemin hazırlayabildiğini veya internet bağımlılığının da başka bozukluklara yol açabildiğini göstermektedir. Bunlar; depresyon, sosyal kaygı bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, dürtü kontrol bozukluğu, yeme bozuklukları, ölüm-intihar düşünceleri, düşük benlik saygısı, yalnızlık ve sosyal izolasyon sorunlardır. En yüksek ilişki dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda görülmüştür. DEHB tedavi edilmediğinde ergenlik döneminde birçok bağımlılığa yatkınlık yaratmaktadır.
Çocuklar oyunun başından neden kalkamıyor?
Online oyunlar sürekli devam edebilen ve hiç bitmeyen oyunlardır ve hep bir ödül ve sonraki ödüllerle oyuncunun oyuna devam etmesi amaçlanmaktadır. Durum böyle olunca da çocuklarımız oyunun başından kalkamıyor ve artık yemeğini dahi bilgisayar başında yemeyi tercih edebiliyor, uyumamak için uyarıcı içecekler kahve, çay ve hatta daha da ciddi boyutlara ulaşıp tuvalete bile gitmemek için daha az sıvı ve yiyecek tüketimi görülebiliyor. Hareketsizlik kilo artışına, obeziteye, kalp damar hastalıklarına, sırt ağrılarına davetiye hazırlıyor. Oyunlar çocuklar ve gençlerde dikkat eksikliğinin yanı sıra şiddet eğiliminde (oynadığı oyunun içeriğinden dolayı) artışa yol açmaktadır.